PostHeaderIcon OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI

117 OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI

Hz. Yakup Peygamberin Hayatını az çok bilirdik. Ama onu Geçtiğimiz Ramazan Ayında Star Tv de yayınlanan ve benimde sitemde defalarca bahsettiğim “HZ. yusuf” Dizisi ile biraz daha iyi tanıdık. Onun Yusuf diye ağlamasını ve bu yüzden gözlerini kaybetmesini
hüzünle izledik.İranlı aktör Mahmut Pakniyet ‘te bence rolunü çok iyi oynamıştı. Bu yüzden onun dizideki fotoğraflarından da görüntüler aldım. Tüm Güzel peygamberlerimize salat ve selam olsun.Hayırlı cumalar dilerim…

Ken’an diyârında, yâni Fenike denilen sayda, Sûr ve Beyrut ile Filistin ve Sûriye’nin bir kısmından ibâret olan bölgede yaşayan insanlara gönderilen Kur’ân’da adı geçen peygamberlerden biridir.

Ya’kûb (a.s)’ın soyu, İshâk (a.s) vasıtasiyle İbrahim (a.s)’a dayanmaktadır. O, İshak (a.s)’ın ve İshak (a.s) da İbrahim (a.s)’ın oğludur. Annesinin adı Refaka’dır. Kardeşi Ays ile beraber, ikiz olarak doğmuştur. Kardeşinin ardından doğduğu için ona Ya’kûb denmiştir.
peygamber. Yâkûb İsmi İbrânicede Saffetullah, yâni ”Allahü teâlânın sâf ve temiz kıldığı kul” mânâsına gelmektedir. Diğer adı İsrâil olup ”Allah’ın kulu” mânâsına gelmektedir. Kardeşi Ays’tan kaçarak dayısının yanına giderken gündüzleri saklanmış ve geceleri yürümüştür. Bundan dolayı kendisine İsrâil denmiştir. Kelime olarak İsrâil geceleyin (Allah’a) yürüyen demektir İbrâhim aleyhisselâmın küçük oğlu olan İshâk aleyhisselâmın oğludur. Ya’kûb (a.s)’ın doğumu ve peygamberliği daha önceden müjdelenmişti. Onun bu durumu Kur’ân’da şöyle haber verilmiştir:1Biz ona (İbrahim (a.s)’ın hanımına) İshâk’ı müjdeledik. İshâk’ın ardından da (torunu) Yaküb’u”(Hûd, 11/71). Bu âyette aynı zamanda, Yakûb (a.s)’ın yukarıda sunulan soyu da dile getirilmiştir.

watermark1 OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI

Yâkûb aleyhisselâmın on iki oğlu vardır. Bu yüzden, onun on iki oğlunun torunlarına Beni İsrâil, yâni İsrâiloğulları denilmiştir. Oğullarından her birinin sülâlesine ”Sıbt”, hepsine birden torunlara mânâsına gelen ”Esbât” denir. Sonradan Yahûdi adı verilmiştir. Yâkûb aleyhisselâmın neslinden birçok peygamber geldi: Mûsâ, Hârûn, Dâvûd, Süleyman, Zekeriyyâ, Yahyâ ve İsâ aleyhimüsselâm bunlardandır. Yâkûb aleyhisselâm Şam’da yeya Medyen’de doğdu. Onun Iys isminde bir kardeşi vardı. Çocokluğu babasının yanında geçti. Babası İshâk aleyhisselâm, Yâkûb aleyhisselâm için; ”Yâ Rabbi! Neslimden peygamber geleceğini buyurmuştun. O vâdini bu oğlumdan zuhûr ettir.” diye duâ etti. Onun soyundan nice peygamberler göndermesi için Allahü teâlâya niyâzda bulundu. Yâkûb aleyhisselâm babasının vefâtından sonra annesinin tavsiyesi üzerine Harran’da bulunan dayısının yanına gitti. Orada uzun müddet kaldı. Dayısının büyük kızı Leyla ile evlendi. Bu evlilikten Rabil, Şem’ûn, Lâvi, Yehûda, İsâhar ve Zablûn adlı oğulları ile Dinâr isimli kızı doğdu. İbrâhim aleyhisselâmın bildirdiği dinde iki kız kardeşle evlenmek câiz olduğundan ilk evliliğinden yedi sene sonra dayısının küçük kızı Râhil ile de evlendi. Bu hanımından da Bünyamin ve Yûsuf adlı iki oğlu oldu. Belhe ve Zülfâ adlı iki câriyesi vardı. Belhe adlı câriyeden Dân ve Neftâle, Zülfâ adlı câriyesinden de Câd ve Âşir adlı oğulları doğdu. Böylece on iki oğlu oldu.

Kırk sene kadar dayısının yanında kalan ve ona hizmet eden Yâkûb aleyhisselâma Allahü teâlâdan vahy gelip Ken’an diyârı ahâlisinine peygamber olarak vâzifelendirildiği bildirildi. Dayısından izin alarak hanımları, oğulları ve kendisine tâbi olanlarla birlikte Harran’dan ayrılıp Ken’an diyârına geldi ve oraya yerleşti. Kendisi ve oğulları için evler yapğtırdı. Bu sırada Yûsuf ve Bünyamin adlı oğullarının annesi olan Râhil vefât etti. Yâkûb aleyhisselâm insanları Hak dine ve tek olan Allahü teâlâya inanmaya ve o’na ibâdet etmeye dâvet etti. Ken’an diyârı ahâlisinden çok kimse ona imân etti. Ken’an diyârını idâre eden Şüceym bin Dâran isimli kral, Yâkûb aleyhisselâma karşı çıktıysa da başarılı olamadı.

Yâkûb aleyhisselâm anneleri vefât etmiş olan oğulları Bünyamin ve hazret-i Yûsuf’u diğer oğullarından çok seviyordu. Çünkü bu ikisi anne şefkâtinden mahrûm kalmışlardı. Yâkûb aleyhisselâmın özellikle hazret-i Yûsuf’a karşı aşırı muhabbeti olduğu için onu bütün oğullarından üstün tutuyor ve yanından ayırmıyordu. Hazret-i Yûsuf yedi yaşındayken rüyâsında on bir yıldız, ay ve güneşin kendisine secde ettiklerini gördü. Bu rüyâsını babasına anlattı. Rüyâ tâbirini iyi bilen Yâkûb aleyhisselâm oğluna ileride büyük nimetlere kavuşacağını ve kendisine peygamberlik verileceğini söyleyerek rüyâsını kardeşlerine anlatmamasını tavsiye etti.

Yâkûb aleyhisselâmın oğlu Yûsuf’a karşı aşırı muhabbet göstermesini kıskanan diğer oğulları ona hased ettiler. Hazret-i Yûsuf’u berâberce tuzak kurup onu öldürmek istediler. Babalarından korktukları için de ne şekilde kötülük yapacklarını tesbit edemediler. Daha sonra kendi aralarında konuşup Yûsuf aleyhisselâmı yol üzerindeki bir kuyuya atmayı kararlaştırdılar. Yûsuf aleyhisselâmı babalarından alıp, berâberlerinde götürebilmek için hileye başvurdular. Yûsuf aleyhisselâmı alıp kıra götürdüler ve kervanların geçtiği yolun kenârındaki bir kuyuya attılar. Sırtındaki gömleğini çıkarıp kestikleri bir hayvanın kanıyla boyadılar. Akşam olunca da kanlı gömleği babalarına getirip; ”Biz kırda yarış ederken, Yûsuf’u eşyâlarımızın yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş.” dediler. Yâkûb aleyhisselâm kana bulanmış fakat hiç yırtık ve çizgi bile olmayan gömleğe bakıp oğlu Yûsuf’u kurt yemediğini ve onun hayatta olduğunu anladı. Diğer oğullarına o kurdun Yûsufuma karşı şefkâti sizden fazlaymış. Vallahi bugüne kadar bu kurt gibi yumuşak huylu bir kurt görmedim. Oğlumu yemiş de sırtından gömleğini bile yırtmamış. Bu söyledikleriniz yalandır. Yûsuf’a ne ettinizse siz ettiniz. Fakat elimden ne gelir. Benim için sabr etmekten güzel bir şey yoktur.” dedi. İçli içli ağlayıp, kalbini Allahü teâlâya bağladı ve oturdu. Yûsuf aleyhisselâmın ayrılığından dolayı üzülüyor, fakat bu üzüntüsünü kimseye bildirmiyor, hâlinden de kimseye şikâyette bulunmuyor, oğluna kavuşacağı günü hasretle bekliyordu. Hasret ve üzüntüsü sebebiyle ağlamasından dolayı gözlerine ak inmiş göremez olmuştu.

kanli gomlek OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI

Atıldığı kuyudan bir kervancı tarafından çıkarılan ve Mısır’a götürülerek bir köle diye satılan Yûsuf aleyhisselâm, Mısır Mâliye Nâzırı tarafından satın alındı.Mâliye Nâzırının sarayında özel olarak büyütülen Yûsuf aleyhisselâm, Nâzırın ölümünden sonra Mâliye Nâzırı oldu.Aldığı ekonomik tedbirler sâyesinde, yedi sene müddetle devâm eden kıtlık esnâsında Mısır halkının rahat va refâh içinde yaşamasını sağladı. Yâkûb aleyhisselâm Bünyamin dışındaki oğullarını buğday ve erzak almak üzere Mısır’a gönderdi. Yûsuf aleyhiselâm onları tanıdı ve ikrâmlarda bulunarak erzak verdirdi. İkinci defâ gelişlerinde kardeşleri Bünyamin’i de getirmelerini söyledi. Onlar da ikinci gelişlerinde Bünyamin’i getirdiler. Kendi anne-baba bir kardeşi olan Bünyamin’i bür tedbirle yanında alıkoydu. Yâkûb aleyhisselâmın oğulları üçüncü defâ Mısır’a gidince Yûsuf aleyhisselâmın kendini onlara tanıttı. Gömleğini babası Yâkûb aleyhisselâma gönderdi. Babasına ve bütün akrâbalarını da Mısır’a dâvet etti. Yâkûb aleyhisselâm gömleği yüzüne gözüne sürünce gözleri açıldı. Yâkûb aleyhisselâm oğlunun dâveti üzerine bütün akrâbasını alarak Mısır’a gidip oğlu Yûsuf aleyhisselâma kavuştu. Yûsuf aleyhisselâm babasına ve yanındakilere büyük ikrâmlarda bulundu. Kardeşlerini affettiğini bildirdi. Yâkûb aleyhisselâm oğlu hazret-i Yûsuf’a kavuştuktan sonra oğullarıyla birlikte on seneden fazla Mısır’da yaşadı.İyice ihtiyarlayınca oğullarını başına toplayıp, vasiyette bulundu. Oğullarından, tek olan Allahü teâlâya ibâdet edeceklerine dâir söz aldıktan sonra vefât etti.Oğulları cenâze namazını kıldılar. Vasiyeti üzerine Kudüs yakınlarındaki Halil-zr- Rahmân’da bulunan babsı İshak aleyhisselâmın yanına defnedildi. Rivâyete göre burada dört kabir vardır. Bunlar İbrâhim aleyhisselâma, İshâk aleyhisselâma, Sâre validemize ve Yâkûb aleyhisselâma âittir.

Yâkûb aleyhisselâm Allahü teâlânın seçtiği, kendi zamânında yaşayan insanların sûret (görünüş) ve siret (huy ve yaşayış) yönünden en üstünüydü. Buğday benizli, uzun boylu, nâzik yapılı bir bedene sâhipti. Babası, İshâk aleyhisselâm gibi halim selim, yumuşak huylu, doğru sözlü, kerim ve cömertti. Kur’ân-ı kerimde Yâkûb aleyhisselâmın, dinde kuvvetli olduğu, ihlâs sâhibi olduğu, sâlihlerden olduğu, seçkin ve hayırlıkimselerden olduğu ve rüyâ tâbirini iyi bildiği açıklanmıştır. Yâkûb aleyhisselâmın beş çeşit mûcizesi vardı:
image 5016 4AC4E55D1 OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI


Mucizeleri
:
1-Duâsı bereketiyle bir koyunun karnından dört kuzu doğmuştu. Bir kavim gelip, Ey Allah’ın peygamberi, geçen sene koyunlarımız hiç doğurmadı. Cenâb-ı Hakka duâ ediniz, hem bu seneki, hem degeçen sene kikuzuları birden versim, diye ricâ ettiler. Yâkûb aleyhisselâm duâ edince, her bir koyundan dörder tâne doğmak sûretiyle koyunları çoğaldı.
2- Sesi sürekli olup, üç konaklık yerden bile duyulurdu. Düşman askerine bağırdığı zaman korkularından hep kaçarlardı.
3-Hazret-i Yâkûb’un attığı şey, pek uzaklara giderdi.Oğullarını Amâlika kavmiyle muhârebeye gönderince, muhâbere esnâsında Yehûda adlıoğlunun, süngü ve mızrakla silâhı parçalanmıştı. Yehûda, silâhım kırıldı babacığım, bir silâh gönderiniz, diye seslendiği anda, hazret-i Yâkûb işitip, bir dağ başındanönceki gibi bir silâh attı ve seslendi. Yehûda sesini işitip, silâhı aldı ve hemen düşmana saldırdı ve gâlip geldi.Halbuki aralarında 360km’lik mesâfe vardı.
4-Yâkûb aleyhisselâmın duâsı bereketiyle büyük ve küçük dağlar yerlerinden kalkmışlardır. Ken’an ahâlisini dine dâvet ettiği vakit, orada bulunup, yörenin iki tarafını darlaştıran dağların başka yere naklolunmasıyla, yerlerinin geniş bir saha olmasını istemişlerdi. Yâkûb aleyhisselâm duâ edince, murâdları hâsıl olup, yerleri geniş ve düzlük olup havası da gâyet güzel olarak Hicaz’da en güzel yer olarak tanınmıştır.
5-Ken’an ahâlisini imâna davet ettiği vakit, oturdukları yerlerde bulunan dağlık ve taşlık yerlerin, bütün tepe vetaşların toprak olmasını teklif etmişlerdi. Yâkûb aleyhisselâm duâ edince, diledilkeri gibi olmuştur.

Yâkûb aleyhisselâmın en büyüğü Rabil olmak üzere Şem’un, Lâvi, Yehûda, Zablun (Yâlun), İsâhar,Dân, Neftâli, Âşir, Cad, Yûsuf ve Bünyamin adlı on iki oğlu vardı. İsrâiloğulları bu on iki oğlunun neslinden çoğalmışlardır. Yûsuf aleyhisselâmdan sonra akılca en üstün olan Yehû danın neslinden Dâvûd aleyhisselâm ve Beni İsrâil (İsrâiloğulları) hükümdarları gelmiştir. Bu sebeble İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerin çoğu da Yûsuf aleyhisselâmın neslindendir. Kur’ân-ı kerimde zikr edilen Tâlût da Bünyamin’in neslindendir.

picture101 OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI

KURAN-I KERİM’DE HZ.YAKUB (A.S.)
Kur’ân’ın birçok yerinde Ya’kûb (a.s)’ın peygamberliğinden ve çeşitli faziletlerinden bahsedilmektedir. Onun peygamberliğini dile getiren bazı âyetlerin meâli şöyledir:

Nihayet (İbrahim) onlardan ve Allah’ın dışında taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiği zaman, biz ona İshâk’ı ve Ya’kub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve kendilerine güzel ve üstün bir şan, şöhret nasip ettik” (Meryem, 19/49, 50).

“Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sona da vahyettik. Nitekim İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsâ’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Harun’a, Süleyman’a da vahyetmiş ve Davud’a da Zebur’u vermiştik” (en-Nisâ, 4/163).

Ya’kub (a.s)’ın kuvvetli, basiretli ve halis (samimi) bir kişiliğe sahip olduğunu anlatan bazı âyetlerin meâli de şöyledir:

Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshâk’ı ve Ya’kûb’u da an. Biz onları ahiret yurdunu düşünme özeliğiyle temizleyip, kendimize hâlis kul yaptık” (Sâd, 38/45, 46).

O, diğer peygamberler gibi Allah’ın hidâyetine erdirilen ve güzel davranan yüce bir kişi idi. Kur’ân’da bu hususta şöyle buyurulmaktadır:

“Biz ona (İbrahîm’e) İshâk’ı ve İshâk’ın oğlu Ya’kûb’u da hediye ettik. Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nûh’a ve onun soyundan Dâvud’a, Süleyman’a, Eyyûb’e Yûsuf â Musa’ya ve Harûnâda yol göstermiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz” (el-En’âm, 6/84)

Bir de Ya’kub (a.s) rüya tabir etmeyi de bilirdi. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de bu hususu şöyle haber vermiştir:

“Hani bir zaman Yûsuf babasına: Babacığım, ben (rüy’a) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Bunları hepsinin bana secde ettiklerini gördüm, demişti. (Babası Ya’kub ona şöyle demşti): Yavrum, rü’yanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insana apaçık bir düşmandır! Böylece Rabb’in seni seçecek ve sana rü’yada görülen olayların yorumunu (veya Allah’ın kitabının ve peygamberlerin sünnetlerinin inceliklerini) öğretecek. Sana ve Ya’kûb soyuna nimetini tamlayacaktır. Nasıl ki ataların İbrahim’e, ve İshâk’a da nimetini tamamlamıştı. Şüphesiz Rabb’in bilendir, hikmet sahibidir” (Yûsuf, 12/4, 5, 6).

picture39 OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI

Ya’kûb (a.s) bitmeyen tükenmeyen güzel bir sabra sahipti. O, sabrıyla ve ümidiyle örnek bir peygamberdi. Kendisi, evlad acısı ve evlad ihanetiyle imtihan edildi. Kur’ân’da, onun hayatı, Yûsuf (a.s)’ın hayatı ile iç içe anlatılmıştır. Ya’kûb (a.s)’ın gözlerinin kaybolmasına, saçlarının ağarmasına ve belinin bükülmesine sebep olan bu evlad imtihanı ve onun örnek sabrı, Kur’ân’da şöyle haber verilmiştir:

“(Ya’kûb kendisine hıyanet eden çocuklarına şöyle dedi): Herhalde, nefisleriniz size bu işi süsleyerek sizi ona sürükledi. Artık bana güzelce sabretmek kalıyor. Belki de Allah, onların hepsini bana getirir. Çünkü O, bilendir, herşeyi hikmetle (yerli yerince) yapandır. Ve yüzünü onlardan çevirdi de: “Ey Yûsuf üzerindeki tasam (gel, gel tam senin gelme zamanındır)! ” dedi ve tasadan gözlerine ak düştü. (Acısını) yutkunuyor (açığa vurmamaya çalışıyordu). Dediler ki: “Vallahi sen, Yûsuf’u ana ana hasta olacaksın, yahut öleceksin!” (Ya’kûb aleyhisselâm onlara): “Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah’a şikayet ederim ve Allah tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. (Ondan sonra şöyle devam etti): “Ey oğullarım, gidin, Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Zira, kafir kavimden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!” (Ya’kûb’un oğulları tekrar Mısır’a Yûsuf’un yanına döndüklerinde dediler ki: “Ey vezir, bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz bir bir sermaye ile geldik. Ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle. Çünkü Allah, tasadduk edenleri mükafatlandırır.” (Yûsuf) dedi: “Sizler cahil iken, Yûsuf’a ve kardeşine yaptığınız(ın kötülüğünü) bildiniz mi (bundan tevbe ettiniz mi)?” “A, yoksa sen, sen Yûsuf’ musun?” dediler. “Ben Yusuf’um, bu da kardeşindir” dedi (ve şöyle devam etti): “Allah bize lütfetti. (Bizi korudu, yüceltti). Kim (Allah’tan) korkar ve sabrederse, Şüphesiz Allah, iyilik edenlerin ecrini zayi etmez” “Vallahi, Allah seni bizden üstün kıldı. Doğrusu biz suç işlemiştik! dediler (Yûsuf onlara): “Bu gün sizi kınama yok. Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Şimdi şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun da gözü açılsın. Ve bütün ailenizle birlikte bana gelin” dedi. Kervan (Mısır’dan) ayrılıp yola koyulunca, babaları, (yanında bulunanlara): “Eğer bana bunak demezseniz, (inanın ki) ben Yûsuf’un kokusunu duyuyorum”dedi. “Vallahi sen hâlâ eski şaşkınlığın içindesin” dediler. Müjdeci gelip de (Yûsuf’un gömleğini) (Ya’kûb)’un yüzüne koyunca, derhal (gözü açıldı), görür oldu. “Size demedim mi ben, Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim?” dedi. (Oğulları): “Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günah işledik”dediler. (Ya’kub onlara): “Sizin için Rabb’ime istiğfar edeceğim. Şüphesiz O, bağışlayan, esirgeyendir”dedi. (Hep beraber Mısır’a hareket ettiler.) Nihâyet Yûsuf’un yanına vardıklarında, (Yûsuf) ana-babasını kendisine çekip kucakladı ve: Âllah’ın dileğiyle, güven içinde Mısır’a girin!”dedi. Anasını babasını tahtı üstüne çıkardı ve hepsi onun için secdeye kapandılar (ona kavuştukları için Allah â şükür secdesi yaptılar veya onun önünde saygı ile eğildiler. Yûsuf: “Babacığım, işte bu, önceden (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabb’im onu gerçek yaptı. Bana iyilik etti. Zîra şeytan, benimle kardeşlerim arasına fitne soktuktan sonra, O, beni zindandan çıkardı. Sizi de çölden getirdi. Gerçekten Rabb’im, dilediği şeyi çok ince düzenler. O (her tedbiri) bilen, her şeyi yerli yerince yapandır” dedi. “(Yûsuf, 12/83-100).

Bu âyetlerde de ifade edildiği gibi, Ya’kûb (a.s)’in çocukları, neticede yaptıklarına pişman oldular. Babalarından ve kardeşleri Yûsuf (a.s)’dan özür dilediler. Babaları Ya’kûb (a.s) ve kardeşleri Yusuf (a.s) onları bağışladılar ve onlar için Allah’a yalvarıp dua ettiler. Cebrâil (a.s), Ya’kûb (a.s)’a gelerek, çocukları için yaptığı duasının kabul edildiğini ve çocuklarının Allah tarafından bağışlandıklarını müjdeledi (es-Salebî, el-Arais, Mısır 1951,140 vd.).

Yak’ub (a.s) da diğer peygamberler gibi insanları Allah’a inanmaya ve O’na ibadet etmeye çağırdı. Kendisi bu yolda fevkalade örnek bir hayat yaşadı.

Kur’ân-ı Kerîm’de bildirildiği gibi, Yakub (a.s), İbrâhim (a.s)’ın yaptığı gibi, ruhunu teslim etmeden önce, çocuklarına vasiyette bulundu: “O zaman (Yâ’kûb), oğullarına; “Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?” demişti. (Onlar da): “Senin Rabb’in ve ataların İbrâhim, İsmâil ve İshâk’ın Rabb’i olan tek Allah’a kulluk edeceğiz. Biz O’na teslim olanlarız” dediler” (el-Bakara, 2/133).

yusuf OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI
YAKUP (A.S)’IN GÖZLERİ NİÇİN KAPANDI.

İslam tarihinden güzel bir misal.
Küçük yaşta kaybettiği Yusuf(A.S) dan yıllar sonra haber getiren müjdeciye Yakup (A.S):
“Yusuf’u hangi hal üzere bıraktın?” diye sordu. O da Yakup (A.S)’n bu sorusuna:
“Mısır hazinelerinin Meliki olarak” cevabını verdi. Bunun üzerine Yakup (A.S):
“Benim mülkçe bir arzumun olmadığını bilmiyor musunuz?” diye celallenince, Müjdeci:
“Ceddi İbrahim(A.S)’ın dini TEVHİD üzere” deyince Yakup(A.S):
“Nimet tamam oldu” diye sevincini açığa vurdu.
Yusuf (A.S)’ın göndermiş olduğu gömleğini öperek gözlerine sürünce gözleri açıldı.
Daha sonra bir araya geldiklerinde Yusuf(A.S) babasına:
“Ey babacığım! Gözlerini kaybedinceye kadar niçin bana ağladın? Kıyametin bizi bir araya getireceğini bilmez mi idin?” dedi. Bunun üzerine Yakup(A.S):
“Evet biliyorum ama, dinin senden gider bu aramızda perde olur da ebediyen görüşemem, diye korktuğum için ağladım. Yoksa senin TEVHİD üzere olduğunu bilseydim bir damla bile göz yaşı dökmezdim.” dedi. Ruhul Beyan C.4 Sh.320, Tefsiri Kebir c.18 Sh.167, Eshab-ı Nüzül C.6 Sh.261

Yakup(A.S) tavrı ve hassasiyeti bizim için çok dikkat çekicidir. Çocuklarımızın dünyalıklarını düşünürken, ahiretlerini ihmal etmek en büyük cinayettir. Bu gün aramızdan ayrılan bir evladımızın dünyada bile hasretine dayanmak mümkün olmamaktadır. Her hangi bir bayram günü, bayram sofrasında yani en mesut ve neşeli zamanda bile hemen aramızda bulunmayanlar hatırlanır. Çocuğumuz yanımızda olmadan, en mesut zamanımıza bile keder bulaşır. Peki yarın ahirette kendisi Allah’ın Cennetine girip Cennet nimetleri içinde zevkü sefa sürerken çocuklarının kendilerinden ayrı Cehennem ateşinde yanmalarına hangi anne baba razı olabilir ve dayanabilir. O halde iş işten geçmeden bu hususta icap eden dikkati ve ihtimamı göstermeliyiz.”
Unutmayalım ki Hz.Ali(K.V)’nin buyurduğu gibi :
“Bugün çalışma var hesap yok, yarın hesap var, çalışma yok.”

hazretiyakuboi6 OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI
Üc Haberci

Zehril-Riyazda rivayet edildigine göre, Yakub aleyhisselam ölüm melegi Azrail aleyhisselam ile dosttu.
Bir gün hazreti Azrail, Yakub aleyhisselami ziyarete gider.
Hazreti Yakub ona;
“Ya Azrail, görüsmeye mi geldin, yoksa canimi almaya mi?” diye sorar.
Hazreti Azrail;
“Gelisim ziyaret içindir” cevabini verir.
Yakub aleyhisselam;
“Senden bir ricam var” der. Azrail aleyhisselam “nedir” der.
Yakub aleyhisselam;
“Ölümümün yaklastigini, canimi almaya hazirlandigini bana önceden bildirmeni istiyorum” der.
Hazreti Azrail;
“Hay hay, sana iki veya üç haberci gönderirim” karsigini verir.
Yakub aleyhisselamin dünyadaki ömrü dolunca bir gün yine ölüm melegi, karsisina dikilir.
Yakub aleyhisselam yine sorar;
“Ziyaretçi misin, yoksa canimi almaya mi geldin”
Azrail aleyhisselam;
“Canini almaya geldim” cevabini verir.
Yakub aleyhisselam;
“Sen bana daha önce iki veya üç haberci gönderecegini söylemedin mi?” diye sorunca,
Azrail aleyhisselam su cevabi verir:
“Söyledigimi yaparak sana üç haberci gönderdim:

Önce, siyah iken sonra agaran saçin,
güçlü iken halsizlesen vücudun
ve dimdik iken kamburlasan belin…

Ey Yakub, iste bunlar benim âdemogullarina gönderdigim ön habercilerdir.”

kAYNAK:Yukarıkayalar.com ve nedir.antoloji.com

17 Yorum “OĞLUNA HASRET: HZ.YAKUP PEYGAMBER(A.S.) VE HAYATI”

  • feyza diyor ki:

    selamunaleykum…gerçekten elinizi attığınız herşey mükemmeleşiyor…çok güzel aktarmışsınız…ellerinize, yüreğinize sağlık…Rabbime emanet…

  • yumaksepeti diyor ki:

    Aleykumselam Feyzacım. Şimdi oturdum bilgisayara ve ilk senin mesajını gördüm. Ne güzell. Mükemmellik senin güzel bakan gözlerinde ve gönlünde.. Yüce Allaha emanet ol canım…

  • feyza diyor ki:

    Selamunlaeykum…estağfirullah…mükemmelliyet sizin güzel kalbinizde asıl…maşallah…bu sayfayı bir daha okudum…şu sözünüz gece adeta zihnimi kemirdi…evlatlarımızın dünyalıklarını düşünürken ahiretlerini ihmal etmek ne büyük cinayettir…bu cümle şu ahir zamanda ailelerimizin bize farketmeden yaptığı kötülüklerin özeti aslında…Rabbim yeni neslin ailesi olacak bizleri islam şuuru üzerine eylesi,n inşallah…Rabbime emanet..

  • yumaksepeti diyor ki:

    Aleykumselam Feyzacım,Evet ne kadar haklısın. Evlatlarımızın sadece bu dünyada sonsuz kalacaklarmış gibi, hep kendilerini düşünür şekilde yetiştirilmelerini doğru bulmuyorum. Evlatlarımız bu dünyadan sonra sonsuz bir hayatın varlığını,davranışlarından sorumlu tutalacaklarını. Yüce Allahın onları biz anneleriden sonsuz kat fazla sevdiğini,gördüğünü, ve kollayıp koruduğunu bilmeliler. Yüce Allahı darıltmamalılar. Bunları bilmek en büyük hakları zaten. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Selametle kal kardeşim…

  • sündüs diyor ki:

    off off … bu ne kadar güzel olmuş walla çok kötü oldum yha nasıl bir yaşam, nasıl bir sevgi dir bu yaa ….:/

  • yumaksepeti diyor ki:

    Ne kadar büyük bir özlem ve sevgi ki bizi bile kuşattı değil mi? Sündüscüm…

  • sündüs diyor ki:

    hmde nasıl ablacım ..Rabbim kimseyi sevdiklerinden ayrmasın ..aralarımıza kocakoca dağları koymasın aşılması zor yollar vermesin kolay deildir buna eminim çekilmez…. ama yine de ne büyük sevgiymişki gün geçtikçe artıyor …..

  • yumaksepeti diyor ki:

    Haklısın kardeşim. En zoruda en yakınında olupta ayrı düşmek. Hep bir adım yakınında hem yıldızlar kadar uzak. Yarın Hz. Yusuf (a.s.)’ın hayat hikayesine gireceğim yavaş yavaş inşaallah…Onu bir kez daha hatırlayıp yad edeceğiz….Allah bu sevgileri hiç unuturmasın aminn…

  • sündüs diyor ki:

    amin inşallah , inşallah böyle ayrılık lar yaşamımızda görmeyiz yaşamayız .. tebii bunlar bir temenni bir dua

  • elif diyor ki:

    yine her zamanki gibi harika olmuş tülin abla paylaşımın için teşekkürler

  • yumaksepeti diyor ki:

    Teşekkür ederim Elifcim. Güzellik senin gönlünde canım…

  • deniz cansu diyor ki:

    TÜLİN ABLAM SENİN YAPTIĞIN ŞEY NASIL KÖTÜ OLABİLİR Kİ?
    TABİİKİ ÇOOOOOOK GÜZEL OLMUŞ…

  • Yumak Sepeti diyor ki:

    Canımsın Denizcim, güzellik senin güzel bakan gözlerinde ve gönlünde,Sağlıcakla kal… sevgilerimle,

  • sedacık diyor ki:

    Gerçektende hazırlayanların ve hazırlamakta emeği geçenlerin ellerine sağlık… çok güzel olmuş RABBİM yine böyle şeyler hazırlayabilmenizi ve bu bilgileri insanlara yayabilmenize yardım etsin inşallah hepinizden ALLAH razı olsun allaha emanet olun…

  • kevser diyor ki:

    Gerçektende hazırlayanların ve hazırlamakta emeği geçenlerin ellerine sağlık… çok güzel olmuş RABBİM yine böyle şeyler hazırlayabilmenizi ve bu bilgileri insanlara yayabilmenize yardım etsin inşallah hepinizden ALLAH razı olsun allaha emanet olun…

  • mehmet berk diyor ki:

    Hz Yakup”un (as) dayısının iki kız kardeşiyle evlendiğini hangi kaynaktan aktarıyorsunuz?  

  • esra diyor ki:

    kısa yazın bee off zaten cok ödevim var cıldırmak uzereyımmmmmm

Yorum Yaz

Arşivler
Login
Bumerang - Yazarkafe